Unutmayacağız  

   

Facebook Sayfamız  

   

Atatürkçü Düşünce Dünya Platformu  

   

GÜLE GÜLE ÇILGIN TÜRK!

 

Mustafa Kemal’İn askerlerİyİz  YILMAZ ÖZDİL                                                                  
Mustafa Kemal’in askerleriyiz.
Hiç düşündünüz mü... Nereden çıktı bu slogan?
İlk kim söyledi?
*
Sene 2006. Aylardan haziran. Yer, Danıştay.
Mustafa Kemal’in doğumunun 125’inci yılı dolayısıyla konferans düzenleniyor, ayakta alkışlanan konuşmacı anlatıyor: “Atatürk Türkiyesi’nden rahatsız olanların yapması gereken, Atatürk’ü
unutturmaktı. Onu yapıyorlar. Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu, milli mücadeleyi
çocuklarımıza iyi anlatmak zorundayız. 1948’den beri Mustafa Kemal’in askeriyim,
terhis olmak istemiyorum.”
*
Turgut Özakman’dı o.
*
Mucidi odur. Haziran 2006’dan önce bu slogana ait tek örnek bulamazsınız. Çünkü, yoktur.
*
Peki, 1948’den beri askeriyim diyen, terhis olmak istemiyorum diyen Turgut Özakman, 1948’de yedek subay filan mıdır? İçinde “asker” kelimesi geçiyor ya... Dincileri-liboşları boşverdim, bazı CHP yöneticileri bile bu sloganı “militarist” zannediyor. Halbuki, tam tersine, sivil’dir, hukuki’dir.
*
Turgut Özakman, 1948’de henüz 18 yaşındadır, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisidir. Milli mücadelenin izini sürebilmek için Ankara’dan Afyon’a kadar yürür. Mecazi anlamda söylemiyorum, otomobil veya trene binmeden, tabana kuvvet, yürür. Güzergâh üzerinde yaşayan, Kurtuluş Savaşı’na şahit olmuş ve 1948’de hâlâ hayatta olanları bulur. Hatıraları dinler, defterler dolusu
notlar alır, fotoğraflar toplar. Bıyıkları yeni yeni terlemeye başlamış bu delikanlının yaya olarak gerçekleştirdiği tarihi seyahat, 10 gün sürer... Ve, bu attığı adımlar, Şu Çılgın Türkler fikrinin çıkış
noktasıdır.
*
1948’den beri askeriyim dediği, işte budur. Bireysel şuurdur.
Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı sloganı Mustafa Kemal’in askerleriyiz...
Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı kitabı Şu Çılgın Türkler’in özetidir. Terhis olmak istemiyorum’dan kastı ise, bıkmadan usanmadan, anlatmaya devam etme azmidir.
*
Hakikate ihanet etmeyelim derdi.
Buna didindi, son nefesine kadar.
Huzur içinde yat hocam...
Vatan sana minnettar.


 

Kurslar 2013-2014

ADD-AKM 2013/2014 KURS PROGRAMI

·      Derslere Destek Kursu (Alm - Mat- İng): Çarşamba ve Cuma saat: 15:00 – 17:00

·      Türkçe Kursu (çocuklara):             Cumartesi saat: 11:00 – 13:00

·      Saz Kursu:                             Cumartesi saat: 09:00 – 11:00

·      Halk Oyunları Kursu:                Cumartesi saat: 13:00 – 15:00

·      Gitar Kursu:                        Persembe saat: 15:00 – 17:00

·      Türkçe Kursu (Yetişkin yabancılara):    Pazartesi saat: 17:00 – 19:00

·      Türk Sanat Müziği Kursu:            Pazar saat: 14:30 – 17:30

·      Tiyatro Kursu:                        Cuma saat: 17:30 – 19:30

·      Okuma Yazma Kursu:                Cumartesi saat: 09:00 – 11:00

Kurslarımız Ekim ayında başlayacaktır.

 

DUYURU

Değerli Üyeler, değerli ADD-Dostları, sevgili Atatürkçüler,

Umarız güzel ve huzurlu bir tatil geçirmişsinizdir.

Bizler yaz tatili sonrasında Atatürk Kültür Merkezimizi bu Pazar günü tekrar hizmetinize açmanın sevinci içersindeyiz.

Geleneksel Pazar Kahvaltılarımız 8 Eylül Pazar günü saat 11’den itibaren tekrar her yaştan ve her kesimden insanlarımızı bir araya getirecek.

Bu Pazar günü sizi de sevdiklerinizle birlikte Pazar Kahvaltımızda aramızda görmekten onur ve sevinç duyacağız.

Derneğinizin tüm hizmetleri, çok yönlü kursları ve diğer etkinlikleri de 10 eylülden itibaren başlıyor. Kurslarımızla ilgili ayrıntılı bilgiyi önümüzdeki günlerde sizlere ileteceğiz.

Değerli dostlar, AKP’nin “İleri Demokrasi” dediği, aslında yobaz faşizm yurdumuzdaki hemen tüm basın yayın organlarını eline geçirmiş veya kontrolü altına almış durumda. Ulusal Kanal Televizyonu ve Aydınlık Gazetesi halkımızın doğru bilgiye ve gerçeklere ulaşması için olağanüstü bir çaba sarf etmekte ve biz Atatürkçü yurtseverlerin gözü, kulağı ve sesi olmaya devam etmektedir.

Biz Avusturya-ADD olarak, Türkiye’nin gerçek gündemini öğrenmek ve yurdumuzda olan biteni anlamak isteyenlere Ulusal Kanal’ı izlemelerini ve Aydınlık Gazetesi okumalarını öneriyoruz.

Ayrıca Ulusal Kanal Gönüllüsü olarak ve Aydınlık Avrupa Gazetesine abone olarak destek de vermiş olursunuz.

Bu iletinin ekinde Aydınlık Avrupa Gazetesi’ne abone olmak için gereken bilgileri bulacaksınız.

Aydınlık Atılım Projesine destek vermek istiyorsanız, gazetenin habercilikte kullanmak üzere gereksinim duyduğu fotoğraf makinası, 3G özellikli tablet ve ses kayıt cihazları gibi malzemeleri(kullanılmış da olabilir) onlara nasıl ulaştırabileceğinizle ilgili bilgiyi de ekte bulabilirsiniz.

Sizleri bu konuda katkı vermeye davet ediyoruz.

Saygılarımızla.

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu

 

 

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

 

Değerli üyeler, değerli ADD-Dostları, sevgili Atatürkçüler,

 

91 yıl önce 30 Ağustos günü, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Kuvayı Milliye Ordularımız tarihin ilk antiemperyalist savaşını zaferle taçlandırıp yurdumuzu düşmandan temizlediler.

 

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımız ve milletimiz için, “Ya İstiklal Ya Ölüm!” şiarıyla hayatlarını hiçe sayarak, kanlarını döken ve toprağa düşen tüm gazi ve şehitlerimizi minnet, rahmet ve özlemle anıyor, onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

 

“Ülkemiz içerden işgal altındayken, emperyalizm ülkemizde ve başta Suriye olmak üzere yurdumuzun bulunduğu coğrafyada örümcek ağlarını kurarken neyi kutlayacağız?!” diyenlere de diyoruz ki:

 

Bu topraklarda Mustafa Kemal’ler tükenmez!

Bu topraklarda Mustafa Kemal’ler yenilmez!

Kuvayı Milliye tekrar kurulacak, tekrar bir Milli Mücadele yapılacak ve emperyalizm ve onun içerdeki işbirlikçileri gene yenilecekler!

Tam Bağımsız Türkiye’mizi kuracağız!

Kemalist Devrimi 1938’de kaldığı yerden gene başlatacağız!

Aydınlık Günler Göreceğiz!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

 

 

Aşağıda dizge birliğini yazdığımız kısa filmleri izlemeniz dileğimizle 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlarız.

 

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu

 

 

“SESSİZ,
DURGUN
BAŞI EĞİK KALMAYINIZ
UYANINIZ
MİLLİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI ÇİĞNİYORLAR
HAKLARINIZI SAVUNMAK İÇİN BİRLEŞİNİZ
DÜŞMANIN KARŞISINA DİKİLİNİZ.
SESİNİZİ DUYURUNUZ,
BÜTÜN DÜNYAYA;
“BEN TÜRKÜM BAĞIMSIZLIK BANA ATALARIMINDAN MİRAS KALDI,
ONU SANA VERMEM”DİYE HAYKIRINIZ.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, MAYIS–1919 HAVZA

 

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

http://www.youtube.com/watch?v=8neoJfgM0DU

http://www.youtube.com/watch?v=eSgUVHnwt84

https://www.youtube.com/watch?v=m4LQOQkCJ28

 

SİVİL DARBE

GÖREVE ÇAĞRI

Değerli yurtsever,

Bugün 5 ağustos 2013, ülkemiz açısından kara bir gün.

Bugün, “Ergenekon” adı verilen tiyatroda, Silivri zindanlarında son perde oynandı.

Beklenen oldu ve yapılan plan gereği, “Özel Yatkili Mahkeme”nin siyaset tarafından özel olarak görevlendirilmiş, yargıç kılıklı elemanları başından beri kararlaştırılmış olan mahkümiyet kararlarını açıkladılar.

Hukukun ayaklar altına alındığı, binlerce hukuk ve anayasa ihlâli yaşanan, önceden planlanmış bir tertip olan bu trajikomedi mahkeme(!) arkasındaki siyasi güçten aldığı talimatlara uygun kararları açıklayarak aldığı görevi tamamlamıştır.

Başta Türkiye Barolar Birliği Başkanı sayın Prof. Feyzioğlu olmak üzere, birçoğu Hukuk Fakültelerinde öğretim üyesi olan sayısız baro başkanı ve hukukçu bu mahkeme ve çıkan kararlar hakkında ilk yorumlarında bakın neler söylediler:

“Burada Bir Yargılama Yapılmadı, Rezil Bir Tiyatro Oynandı!”

“Görevli Mahkeme, Verilen Görevi Yerine Getirmiştir!”

“Bu Mahkeme Defalarca TCK’nu ve Anayasayı İhlâl Etmiştir”

 ”Kararlar, Hukuki Değil Tamamiyle Siyasidir!”

 “Silivride Hukukun Katledildiğine Tanık Olduk!”

“Bu Mahkeme Adaleti Değil, Adaletsizliği Hakim Kılmıştır!”

“Bu Mahkeme Salonunda Adalet de Vicdan da Yoktu!”

“Türk Hukuk Tarihinde Kara Leke!”...

Bu olay, sadece Türk Hukuk Tarihinde kara bir leke değildir; aynı zamanda da ülkemizde hukuk siyasete alet edilerek yapılan SİVİL DARBENİN önemli bir ayağıdır.

Bu tür yargılamalar, tarihte Hitler’in Nazi Almanya’sında ve Mussolini’nin faşist İtalya’sında görülmüştür.

Bugün de o tarihlerdeki gibi, siyasi otoriteye muhalif olan veya sıkıntı yaratma potansiyeli gösteren tüm aydınlar, yazarlar, siyasetçiler, subaylar ve sanatçılar türlü tertiplerle ve sahte kanıtlarla göstermelik mahkemelerde yargılanıp(!) bertaraf edilmişlerdir.

Peki, neden? Ne yapmak istiyorlar?

Bu olay, emperyalist maşası işbirlikçiler AKP ve F-Tipi Örgüt tarafından ülkemizde adım adım gerçekleştirilen SİVİL DARBE’nin bir ayağı olan Ergenekon Tertibi’nin son perdesidir!

Burada yapılmak istenen, ülkemizi bir SİVİL DARBE marifetiyle Atatürk Cumhuriyeti’ni yıkmak ve onun yerine bizi %100 emperyalizmin güdümüne sokacak bir “Ilımlı İslami” düzen kurmaktır.

Bu “Ilımlı İslam”ın da üç özelliği söz konusudur:

  1. Gerçek İslam’la ilgisi yoktur, onun özünden tamamiyle uzaklaştırılmış ve tahrif edilmiş şeklidir(bkz. tuzu kuruların beş yıldızlı otellerde diğer tuzu kurulara verdikleri, bir kuş sütünün eksik olduğu utanç verici iftarlar). Bu Ilımlı İslam, İsevî(yani hıristiyanlaştırılmış) bir İslam’dır.
  2. “Ilımlı İslam” tamamiyle emperyalist batının ve siyonist odakların kontrolünde ve emrindedir, işbirlikçidir.
  3. İçerde faşist bir baskı düzeni kuracaktır, yoksuldan ve mazlumdan değil, güçten ve güçlüden yanadır.

İşte bu emperyalist plan gereği, işbirlikçi AKP ve F-Tipi Örgüt eliyle planın ilk ayağı olarak Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıkacak ve bu hain plana engel olacak sivil ve asker tüm yurtseverler “bertaraf edilmeliydiler”.

Nihayi hedefi bize tekrar “Sevr”i dayatmak olan bu hain plan için Fetullahçı polis, savcı ve hakimler eliyle önce bir “Ergenekon Planı”, sonra da “Balyoz”, “Kafes”, “Yakamoz”, “Sarıkız” vs. adı verilen tertipler yapıldı ve bugün hüküm giydirilen yurtseverler dalga dalga içeri alındılar.

Daha yargılanmaları başlamadan, yandaş medya tarfından “terörist “olarak yaftalanıp, medyada linç edildiler. Böylece itibarsızlaştırılıp etkisizleştirildiler.

Fakat tüm çabalarına rağmen, Türk Halkı bu tertibi gördü ve giderek artan bir tepki verdi.

Bugün, bu hain plana tepki vermek için Silivri’ye gitmek isteyen yüzbinlerce yurtsever ise kanunlara ve Anayasaya aykırı bir şekilde engellendiler ve gene polis ve jandarmanın zulmune maruz bırakıldılar.

Bir kez daha, onların iddia ettikleri “İleri Demokrasi”nin aslında tam bir “İleri Faşizm” olduğuna tanık olduk!

Ama, Türk Halkı direniyor!

Türk Halkı bu hainliği görüyor ve saflarını sıklaştırıyor!

Türk Halkı 95 yıl önce yaptığı gibi bu oyunu da bozacak, emperyalistlere ve onun içerdeki işbirlikçilerine hak ettikleri yanıtı verecek!

Sevgili yurtsever, ülkemizde onbir yıldır süregelen bu hain planda artık bıçak kemiğe dayanmıştır!

Artık, herkesin tarafını belli etme ve elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir.

Eğer,

Tam Bağımsız bir Türkiye’den yanaysanız,

Vatanımızın bütünlüğünden ve milletimizin birliğinden yanaysanız,

Laik, demokratik bir siyasi düzenden yanaysanız,

Ortaçağ Karanlığına, Gerici Yobazlığa karşı Çağdaşlıktan yanaysanız,

Bir Kadın olarak, Eşitlikten yanaysanız,

Mütedeyyin bir Müslüman olarak, emperyalist ve siyonist odakların şekillendirdikleri ve yönlendirdikleri, İsevi bir “Ilımlı İslam” değil, gerçek İslam’dan yanaysanız,

Bu vatan evlatlarının dini inancına ve alt kimliğine bakarak ayrımcılık yapılmasına karşı, “bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” ilkesinden yanaysanız,

Hukukun üstünlüğünden yanaysanız,

Haktan, eşitlikten ve özgürlüklerden yanaysanız ve

Tüm bu saydıklarımızı kapsayan ve kucaklayan Atatürk’ten yanaysanız, sizleri göreve çağırıyoruz.

AYAĞA KALKIN, BU HAİN PLANA “DUR!” DEYİN, TARAFINIZI BELLİ EDİN!

Bunu yapmak her vatanseverin yurttaşlık borcudur.

Bunu yapmalısınız, çünkü yukarıda saydığımız ve uğrunda geçmişte çok ağır bedeller ödediğimiz tüm bu değerlere sahip çıkacak bir muhalefet partisi ortalıkta gözükmüyor. Yani bu değerleri korumak ve yeniden tesis etmek bize düşüyor!

Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutkunda söylediği durum bugün gerçekleşmiştir. Ülkemizin tüm kaleleri zapt edilmiş ve tersanelerine girilmiştir.

“Neme lazımcılığı” bir kenara bırakıp tavır almazsanız, Atatürk Cumhuriyetinden yana taraf olmazsanız, yarın çok geç olacak ve çocuklarınıza ve torunlarınıza bırakabileceğiniz Tam Bağımsız, Aydınlık, Çağdaş ve Özgür bir Türkiye artık olmayacaktır!

Değerli yurtsever, tüm bunlar yaşanırken, yandaş ve işbirlikçi medya üzerinden halk üzerinde bir “ALGI MANİPÜLASYONU” YAPILIYOR, gerçekte ak olan kara, kara olan ise ak olarak gösteriliyor, halkımız işbirlikçi basın yayın kanalıyla aldatılıyor.

Aldatılan, sömürülen ve hatta hayinine ve zalimine alkış tutan halkımızı aydınlatmak yurtsever aydınlara, sizlere düşüyor(bkz. Ayın Konusu: Prof.Cihan Dura'nın yazısı).

Bu nedenle biz Avusturya-ADD olarak, çok yönlü etkinliklerimizin yanı sıra bir bilgilendirme atılımı yapmaya karar verdik.

Önümüzdeki süreçte, yurdumuzda olan biteni, ülkemizin gerçek gündemini sizlere gerçek yurtseverlerin yazılarıyla ve kısa çözümleme ve yorumlarla aktaracağız.

Medyanın hemen tümünün ya iktidarın işbirlikçisi olduğu, ya da faşist baskılar karşısında sindirildiği bir dönemde gerçek ve doğru habere ulaşmak istiyorsanız “Aydınlık” okuyunuz, “Ulusal Kanal” izleyiniz.

Ayrıca Ulusal Kanal Gönüllüsü olarak ve Aydınlık Avrupa Gazetesine abone olarak, halkın sesi olan bu basın yayın kurulaşlarını desteklemenizi de öneriyoruz.

Ekte, yazıda sözü geçen hain tertipler hakkında az bilinen gerçekleri içeren yazılar ve ülkenin gidişatıyla ilgili yorumlar içeren yazılar bulacaksınız.

Zindanlarda esir tutulan tüm yurtseverlere ve onların yakınlarına yaklaşan Ramazan Bayramında sabırlar dilerken tüm üye ve dostlarımızın Ramazan Bayramlarını kutluyoruz.

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu

 

“SESSİZ,
DURGUN
BAŞI EĞİK KALMAYINIZ
UYANINIZ
MİLLİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI ÇİĞNİYORLAR
HAKLARINIZI SAVUNMAK İÇİN BİRLEŞİNİZ
DÜŞMANIN KARŞISINA DİKİLİNİZ.
SESİNİZİ DUYURUNUZ,
BÜTÜN DÜNYAYA;
“BEN TÜRKÜM BAĞIMSIZLIK BANA ATALARIMINDAN MİRAS KALDI,
ONU SANA VERMEM”DİYE HAYKIRINIZ.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, MAYIS–1919 HAVZA

 

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

 

 
   
© 1995-2013 AVUSTURYA ADD