Aug 06

SİVİL DARBE

GÖREVE ÇAĞRI

Değerli yurtsever,

Bugün 5 ağustos 2013, ülkemiz açısından kara bir gün.

Bugün, “Ergenekon” adı verilen tiyatroda, Silivri zindanlarında son perde oynandı.

Beklenen oldu ve yapılan plan gereği, “Özel Yatkili Mahkeme”nin siyaset tarafından özel olarak görevlendirilmiş, yargıç kılıklı elemanları başından beri kararlaştırılmış olan mahkümiyet kararlarını açıkladılar.

Hukukun ayaklar altına alındığı, binlerce hukuk ve anayasa ihlâli yaşanan, önceden planlanmış bir tertip olan bu trajikomedi mahkeme(!) arkasındaki siyasi güçten aldığı talimatlara uygun kararları açıklayarak aldığı görevi tamamlamıştır.

Başta Türkiye Barolar Birliği Başkanı sayın Prof. Feyzioğlu olmak üzere, birçoğu Hukuk Fakültelerinde öğretim üyesi olan sayısız baro başkanı ve hukukçu bu mahkeme ve çıkan kararlar hakkında ilk yorumlarında bakın neler söylediler:

“Burada Bir Yargılama Yapılmadı, Rezil Bir Tiyatro Oynandı!”

“Görevli Mahkeme, Verilen Görevi Yerine Getirmiştir!”

“Bu Mahkeme Defalarca TCK’nu ve Anayasayı İhlâl Etmiştir”

”Kararlar, Hukuki Değil Tamamiyle Siyasidir!”

“Silivride Hukukun Katledildiğine Tanık Olduk!”

“Bu Mahkeme Adaleti Değil, Adaletsizliği Hakim Kılmıştır!”

“Bu Mahkeme Salonunda Adalet de Vicdan da Yoktu!”

“Türk Hukuk Tarihinde Kara Leke!”…

Bu olay, sadece Türk Hukuk Tarihinde kara bir leke değildir; aynı zamanda da ülkemizde hukuk siyasete alet edilerek yapılan SİVİL DARBENİN önemli bir ayağıdır.

Bu tür yargılamalar, tarihte Hitler’in Nazi Almanya’sında ve Mussolini’nin faşist İtalya’sında görülmüştür.

Bugün de o tarihlerdeki gibi, siyasi otoriteye muhalif olan veya sıkıntı yaratma potansiyeli gösteren tüm aydınlar, yazarlar, siyasetçiler, subaylar ve sanatçılar türlü tertiplerle ve sahte kanıtlarla göstermelik mahkemelerde yargılanıp(!) bertaraf edilmişlerdir.

Peki, neden? Ne yapmak istiyorlar?

Bu olay, emperyalist maşası işbirlikçiler AKP ve F-Tipi Örgüt tarafından ülkemizde adım adım gerçekleştirilen SİVİL DARBE’nin bir ayağı olan Ergenekon Tertibi’nin son perdesidir!

Burada yapılmak istenen, ülkemizi bir SİVİL DARBE marifetiyle Atatürk Cumhuriyeti’ni yıkmak ve onun yerine bizi %100 emperyalizmin güdümüne sokacak bir “Ilımlı İslami” düzen kurmaktır.

Bu “Ilımlı İslam”ın da üç özelliği söz konusudur:

  1. Gerçek İslam’la ilgisi yoktur, onun özünden tamamiyle uzaklaştırılmış ve tahrif edilmiş şeklidir(bkz. tuzu kuruların beş yıldızlı otellerde diğer tuzu kurulara verdikleri, bir kuş sütünün eksik olduğu utanç verici iftarlar). Bu Ilımlı İslam, İsevî(yani hıristiyanlaştırılmış) bir İslam’dır.
  2. “Ilımlı İslam” tamamiyle emperyalist batının ve siyonist odakların kontrolünde ve emrindedir, işbirlikçidir.
  3. İçerde faşist bir baskı düzeni kuracaktır, yoksuldan ve mazlumdan değil, güçten ve güçlüden yanadır.

İşte bu emperyalist plan gereği, işbirlikçi AKP ve F-Tipi Örgüt eliyle planın ilk ayağı olarak Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıkacak ve bu hain plana engel olacak sivil ve asker tüm yurtseverler “bertaraf edilmeliydiler”.

Nihayi hedefi bize tekrar “Sevr”i dayatmak olan bu hain plan için Fetullahçı polis, savcı ve hakimler eliyle önce bir “Ergenekon Planı”, sonra da “Balyoz”, “Kafes”, “Yakamoz”, “Sarıkız” vs. adı verilen tertipler yapıldı ve bugün hüküm giydirilen yurtseverler dalga dalga içeri alındılar.

Daha yargılanmaları başlamadan, yandaş medya tarfından “terörist “olarak yaftalanıp, medyada linç edildiler. Böylece itibarsızlaştırılıp etkisizleştirildiler.

Fakat tüm çabalarına rağmen, Türk Halkı bu tertibi gördü ve giderek artan bir tepki verdi.

Bugün, bu hain plana tepki vermek için Silivri’ye gitmek isteyen yüzbinlerce yurtsever ise kanunlara ve Anayasaya aykırı bir şekilde engellendiler ve gene polis ve jandarmanın zulmune maruz bırakıldılar.

Bir kez daha, onların iddia ettikleri “İleri Demokrasi”nin aslında tam bir “İleri Faşizm” olduğuna tanık olduk!

Ama, Türk Halkı direniyor!

Türk Halkı bu hainliği görüyor ve saflarını sıklaştırıyor!

Türk Halkı 95 yıl önce yaptığı gibi bu oyunu da bozacak, emperyalistlere ve onun içerdeki işbirlikçilerine hak ettikleri yanıtı verecek!

Sevgili yurtsever, ülkemizde onbir yıldır süregelen bu hain planda artık bıçak kemiğe dayanmıştır!

Artık, herkesin tarafını belli etme ve elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir.

Eğer,

Tam Bağımsız bir Türkiye’den yanaysanız,

Vatanımızın bütünlüğünden ve milletimizin birliğinden yanaysanız,

Laik, demokratik bir siyasi düzenden yanaysanız,

Ortaçağ Karanlığına, Gerici Yobazlığa karşı Çağdaşlıktan yanaysanız,

Bir Kadın olarak, Eşitlikten yanaysanız,

Mütedeyyin bir Müslüman olarak, emperyalist ve siyonist odakların şekillendirdikleri ve yönlendirdikleri, İsevi bir “Ilımlı İslam” değil, gerçek İslam’dan yanaysanız,

Bu vatan evlatlarının dini inancına ve alt kimliğine bakarak ayrımcılık yapılmasına karşı, “bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” ilkesinden yanaysanız,

Hukukun üstünlüğünden yanaysanız,

Haktan, eşitlikten ve özgürlüklerden yanaysanız ve

Tüm bu saydıklarımızı kapsayan ve kucaklayan Atatürk’ten yanaysanız, sizleri göreve çağırıyoruz.

AYAĞA KALKIN, BU HAİN PLANA “DUR!” DEYİN, TARAFINIZI BELLİ EDİN!

Bunu yapmak her vatanseverin yurttaşlık borcudur.

Bunu yapmalısınız, çünkü yukarıda saydığımız ve uğrunda geçmişte çok ağır bedeller ödediğimiz tüm bu değerlere sahip çıkacak bir muhalefet partisi ortalıkta gözükmüyor. Yani bu değerleri korumak ve yeniden tesis etmek bize düşüyor!

Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutkunda söylediği durum bugün gerçekleşmiştir. Ülkemizin tüm kaleleri zapt edilmiş ve tersanelerine girilmiştir.

“Neme lazımcılığı” bir kenara bırakıp tavır almazsanız, Atatürk Cumhuriyetinden yana taraf olmazsanız, yarın çok geç olacak ve çocuklarınıza ve torunlarınıza bırakabileceğiniz Tam Bağımsız, Aydınlık, Çağdaş ve Özgür bir Türkiye artık olmayacaktır!

Değerli yurtsever, tüm bunlar yaşanırken, yandaş ve işbirlikçi medya üzerinden halk üzerinde bir “ALGI MANİPÜLASYONU” YAPILIYOR, gerçekte ak olan kara, kara olan ise ak olarak gösteriliyor, halkımız işbirlikçi basın yayın kanalıyla aldatılıyor.

Aldatılan, sömürülen ve hatta hayinine ve zalimine alkış tutan halkımızı aydınlatmak yurtsever aydınlara, sizlere düşüyor(bkz. Ayın Konusu: Prof.Cihan Dura’nın yazısı).

Bu nedenle biz Avusturya-ADD olarak, çok yönlü etkinliklerimizin yanı sıra bir bilgilendirme atılımı yapmaya karar verdik.

Önümüzdeki süreçte, yurdumuzda olan biteni, ülkemizin gerçek gündemini sizlere gerçek yurtseverlerin yazılarıyla ve kısa çözümleme ve yorumlarla aktaracağız.

Medyanın hemen tümünün ya iktidarın işbirlikçisi olduğu, ya da faşist baskılar karşısında sindirildiği bir dönemde gerçek ve doğru habere ulaşmak istiyorsanız “Aydınlık” okuyunuz“Ulusal Kanal” izleyiniz.

Ayrıca Ulusal Kanal Gönüllüsü olarak ve Aydınlık Avrupa Gazetesine abone olarak, halkın sesi olan bu basın yayın kurulaşlarını desteklemenizi de öneriyoruz.

Ekte, yazıda sözü geçen hain tertipler hakkında az bilinen gerçekleri içeren yazılar ve ülkenin gidişatıyla ilgili yorumlar içeren yazılar bulacaksınız.

Zindanlarda esir tutulan tüm yurtseverlere ve onların yakınlarına yaklaşan Ramazan Bayramında sabırlar dilerken tüm üye ve dostlarımızın Ramazan Bayramlarını kutluyoruz.

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu

 

“SESSİZ,
DURGUN
BAŞI EĞİK KALMAYINIZ
UYANINIZ
MİLLİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI ÇİĞNİYORLAR
HAKLARINIZI SAVUNMAK İÇİN BİRLEŞİNİZ
DÜŞMANIN KARŞISINA DİKİLİNİZ.
SESİNİZİ DUYURUNUZ,
BÜTÜN DÜNYAYA;
“BEN TÜRKÜM BAĞIMSIZLIK BANA ATALARIMINDAN MİRAS KALDI,
ONU SANA VERMEM”DİYE HAYKIRINIZ.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, MAYIS–1919 HAVZA

 

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Jul 22

Alpaslan Işıklı

AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi, önceki Mülkiyeliler Birliği Başkanı, önceki ADD Genel Başkan Yardımcısı, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği(TÜMÖD) Genel Başkanı, emek örgütleri danışmanı, emekçi dostu, değerli bilim adamı sayın Prof. Dr. ALPASLAN IŞIKLI’yı yitirdik. Işıklar içinde yatsın.

Jun 17

DİREN TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜ

Değerli halkımız, değerli basın yayın temsilcileri,

Derneğimiz bugün(16.06.2013) öğleden sonra Viyana’da, halkımızın Türkiye’de AKP hükümetinin faşist uygulamalarına karşı üç haftadır sürdürdüğü direnişle dayanışma amacıyla büyük bir protesto yürüyüşü düzenledi.

“Her Yer Taksim Her Yer Direniş” adlı protesto yürüyüşü için halkımız ellerinde Türk bayrakları, Atatürk posterleri ve AKP hükümetini protesto eden pankartlarıyla saat 10:00’dan itibaren Atatürk Kültür Merkeziönünde toplanmaya başladı.

Saat 13:00’de buradan başlayan ve Viyana’nın onuncu bölgesi üzerinden Schwarzenbergplatz’a kadar süren yürüyüşe halkımız yoğun bir ilgi gösterdi.

Dört bin kadar yurttaşımızın katıldığı protesto yürüyüşü boyunca çevre sakinleri evlerinin pencerelerinden alkışlarla, tencere tava sesleriyle ve Türk bayrakları ve Atatürk posterleri göstererek dayanışmalarını gösterdiler.

Ayrıca ilgi gösterip bilgi almak isteyen çok sayıda Avusturyalıya da derneğimizin bilgilendirme amacıyla hazırladığı almanca metin de sunuldu.

Türküler, şarkılar ve marşlar eşliğinde, cemaat polisinin direnişçilere uyguladığı insanlık dışı şiddete,  AKP hükümetinin faşist ve işbirlikçi politikalarına karşı atılan sloganlarla Schwarzenbergplatz’a yürüyen gruba burada Türkçe yayın yapan basının yanı sıra, Avusturya basın yayını da çok ilgi gösterdi.

TV Kanalları için çekimler ve röportajlar yapıldı, gazeteler için fotoğralar çekildi.

Schwarzenbergplatz’da önce Türkiye’de polisin orantısız ve acımasız şiddetiyle yaşamını yitiren dört yurttaşımız için saygı duruşu yapıldı, ardından hep birlikte coşkulu bir şekilde İstiklal Marşımız okundu. Sonra da, Avusturya ulusal marşı dinlendi.

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği başkanı Op.Dr.Murat Yıldırım Barlan’ın meydanda okuduğu derneğin basın açıklaması büyük coşku uyandırdı.

Avusturya-Türkiye Gençlik Birliği başkanı Kerem Deveci’nin okuduğu basın açıklaması da gerek gençler, gerekse “gönlü genç” olanlar tarafından yoğun alkışla karşılandı.

Baştan sona son derece disiplinli ve dayanışma havasında geçen etkinlik halkımızın alkışlarıyla son buldu.

Avusturya-ADD olarak, gerek bu anlamlı etkinliğe katılan tüm yurttaşlarımıza, gerekse ilgi gösteren tüm basın yayın temsilcilerine tekrar teşekkür ederiz.

Saygılarımızla,

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu

Jun 05

BASIN AÇIKLAMASI

Değerli yurttaşlar, değerli basın mensupları,

Bu günlerde ülkemizde çok ciddi toplumsal olaylar yaşanmaktadır.

Yurt genelinde yüzbinlerce insanımız hükümetin icraatlarına olan tepkilerini sokaklarda demokratik hakkı olan protesto gösterileriyle göstermektedir.

Üzülerek bir kez daha görmekteyiz ki, Türk basın yayını bu ciddi toplumsal olaylarda, daha önce de defalarca yaptığı gibi, tekrar görmezden gelmeyi ve abuk subuk yayınlarla gündemi saptırmayı tercih etmiştir.

Türk gazeteciliği, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık süreçte bir kez daha kötü bir sınav vermiş, sınıfta kalmıştır.

Gerçekler halktan gizlenmekte ve halkımız aldatılmaktadır.

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği olarak kurulduğumuz 1995 yılından bu yana emperyalizmin ülkemiz ve ülkemizin bulunduğu coğrafya üzerindeki planlarına ve oyunlarına dikkat çekiyoruz.

Yıllardır, AKP’nin emperyalistler tarafından bu projeler için görevlendirilmiş ve başımıza getirilmiş bir kukla parti olduğunu halkımıza defalarca anlattık.

AKP = Amerikanın Kuklası Parti

AKP hükümetinin başı olan kişi kameralar karşısında 32 kez kendisinin “BOP Eşbaşkanı” olduğunu gururlanarak itiraf etti.

Saygıdeğer yurttaşlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurup gelecek nesillere emanet ettiği Cumhuriyetten açıkça “rövanş almak” isteyen ve Cumhuriyetin getirilerini bir bir ortadan kaldıran AKP ülkemizde faşist bir düzen kurmaktadır.

Gelinen noktada AKP hükümeti, Cumhuriyeti koruması gereken tüm kaleleri ele geçirmiş ve tamamiyle kontrolü altına aldığı emniyet güçleri üzerinden ülkemizde ciddi bir baskı düzeni, hatta bir korku imparatorluğu kurmuştur.

“Ya taraf olursun, ya da bertaraf!” söylem ve yaklaşımıyla, en küçük muhalefete dahi hoşgörü göstermeyeceklerini açıkça ortaya koymuşalardır.

İktidarlarının ilk yıllarında takiyye taktikleriyle halkı aldatma yolunu seçen AKP, artık bunlara gerek duymadan doğrudan Cumhuriyete ve onu kuran aziz atalarımıza saldırırken gerçek yüzünü, yani hedefini de ortaya koymuştur.

AKP’nin hedefi Atatürk Cumhuriyetini yıkmak, onun yerine emperyalizm kuklası faşist bir “Ilımlı İslam” devleti kurmaktır.

Kendi düşünce dünyasını ve yaşam tarzını tüm yurttaşlara açıkça dayatan AKP’nin maskesi düşmüştür.

Halkımız uyanmış ve tepkisini açıkça ve korkusuzca ortaya koymuştur.

Daha önce, Cumhuriyet Mitinglerine katılan yurttaşlarımız için “Bindirilmiş kıtalar”, “Bunları fişliyoruz, hesap soracağız” diyen AKP, yasaklamalarına rağmen Cumhuriyet Bayramını kutlayan yurttaşlarımızı “Ergenekoncu bunların tümü” şeklinde yaftalayan AKP’nin BOP-Eşbaşkanı, son günlerde tepkisini ortaya koyan yüzbinlerce yurttaşımıza da “Üç beş çapulcu” deme cühretini göstermiştir.

Ama, büyük Türk Milleti bu densizlere gereken yanıtı verecektir!

Sadece bu emperyalist maşalarına değil, onların patronları olan kanlı emperyalistlere de bir asır önce Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yaptığı gibi, bu kez de aynı yanıtı verecektir.

Türk Milleti, “Tam Bağımsız Bir Türkiye” için ayağa kalkıyor!

Türk Milleti, Cumhuriyetine sahip çıkıyor!

Türk Milleti, birleşe birleşe kazanacak!

Türk Milleti, Atatürk’te birleşecek ve emperyalistleri de, onların işbirlikçilerini de tarihe gömecek!

Saygıyla duyurulur.

Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu adına,

Dr.Murat Yıldırım Barlan (Başkan)

Mai 19

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

Kurtuluş Savası’nın başlangıcı olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dernek lokalimizde büyük bir coşku ile kutlandı. Derneğimizin gençlik kolunun hazırladığı etkinliğin açılış konuşmasında dernek başkanımız sayın Op. Dr. Murat Yıldırım Barlan Atatürk’ün Cumhuriyeti gençlerimize emanet ettiğini ve ülkemizin şu an içinde bulunduğu durumdan dolayı bunun çok daha önemli bir hal aldığını belirten bir konuşma yaptı.

Daha sonra derneğin Gençlik Kolu başkanı Pamir Keşke atamızın Nutku’ndan bir bölümü okudu. Aslı Çevik Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni, Mustafa Ertuğral ve Tanju Orçun şiirlerini okuduktan sonra Cansu arkadaşımız da güzel bir Viyola dinlentisi çaldı.

Tören gençlerimizin Atatürk’ün Gençlige Hitabesi’ne atfen Gençliğin Ata’ya cevabını hep bir ağızdan söylediler.