Derneğimizin
gerçekleştirdiği bir organizasyonla Viyana'ya gelen Prof.Dr.Erol Manisalı, 14
Şubat 2009 tarihinde Viyana Ekonomi Üniversitesinde(WU), "Avrupa Birliği
ve Türkiye'nin ekonomik, siyasi durumu" konulu bir konferans verdi.

Son yıllarda holding medyası ve “taraf medya” üzerinden yürütülen bilgi
kirliliği ve karartma operasyonları marifetiyle yaratılan kavram karmaşası ve
kafa karışıklığına açıklık getirmesi ve karışan kafaları aydınlatması amacıyla
düzenlenen konferans çok başarılı geçti.

550
kişinin katıldığı konferansta Prof.Dr.Erol Manisalı, "Türkiye'nin AB
üyeliğinin kesinlikle söz konusu olmadığını" söyledi.
Prof.Manisalı,
AB'nin Türkiye ile tam üyelik değil uyum sürecini müzakere ettiğini belirterek,
"2004, 2005 Çerçeve Anlaşmalarına bakın Türkiye'nin nasıl alınmayacağını
içeriyor" dedi.
Avrupa
Parlamentosu'nun(AP)1993'ten sonraki tüm Türkiye raporları gözden
geçirildiğinde, Türkiye'nin AB üyeliği diye bir şeyin olmadığının açıkça
görüleceğine değinen Prof.Manisalı “Bu süreç devam ederse, Sayın Abdullah
Gül'ün 8.Mart 1995'te TBMM'de söylediği gibi Türkiye'yi arka bahçedeki köpek
kulübesinin içine koyarlar." dedi.
AB
ile yapılan 2004 ve 2005 çerçeve anlaşmalarının, "Türkiye'nin birliğe
nasıl alınmayacağının belgeleri olduğunu" anlatan Prof.Manisalı,
geçtiğimiz dönemde AB'nin genişlemeden sorumlu temsilcisinin basına yaptığı bir
açıklamada, “Biz akıllı insanların anlayabileceği dilde söylüyoruz” söylemiyle
de bunu açıkça onayladığını" söyledi.
Prof.Manisalı,
"Ayrıca, AB'nin 2007 ve 2008 Türkiye raporlarına bakıldığında,
“Türkiye
ile üyelik görüşmesi değil, uyum sürecini
görüşüyoruz” dendiğinin görüleceğini
söyledi. Bu sürecin, batı taleplerinin Türkiye'ye
kabul ettirilmesi
süreci olarak işletildiğinin” de altını çizdi.
Türkiye’de
halkın, AB ile olan ilişkilerin gerçek yüzünü bildiğini ve buna karşı
çıktığını, ancak siyasi erk istediği için bu ilişkinin sürdürüldüğüne değinen
Prof.Manisalı, "Yukarıdakiler, 70 Milyona “cambaza bak” diyerek bu oyunu
sürdürüylorlar. Kralın çıplak olduğunu herkes biliyor ama kimse
söylemiyor." dedi.
Türkiye'nin
soğuk savaş döneminden sonra sıkıntılı bir süreç içine girdiğini anlatan
Prof.Dr.Erol Manisalı, "Türkiye'de toplumun bir kesimi bilinçli olarak
batının yeni politikalarına “evet”derken, diğer bir kesimi ise bilinçli olarak
karşı çıktı. Siyasal İslam'da da iki taraf vardır. Bir taraf batının
taleplerine “evet” derken, diğer bir taraf “hayır” diyor.” dedi.
Prof.Dr.Erol
Manisalı "Din, iktisat, siyaset ve savunmanın yanında dördüncü temel
ayaktır. Din de benim ulusal kimliğimin ayrılmaz bir parçasıdır. Siyasal
İslamın batı talepleri yönünde tavır alması kabullenilemez." diye konuştu.
Batı'nın
"İslam'ı Türk ulusal kimliğinin bir parçası olmaktan çıkarıp, aynen
Irak'ta olduğu gibi çatışma unsuru haline getirmeye çalıştığını" ifade
eden Prof.Manisalı, "Batı, insanları “sen ulusalcısın, sen siyasal
islamcısın” diye ayırmak istiyor. Bizlerin, dışarıdan organize edilen Türkiye
içindeki bu ayrışmayı iyi görmemiz gerekiyor. Din, iktisat, savunma ve kültür
toplumun temel ögeleridir ve bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Bunları ayrıştıran
hep emperyalist projeler olmuştur" dedi.
Türkiye
içindeki tüm ayrışmaların "yapay" olduğunu söyleyen Prof.Manisalı,
"Bu ayrışmalara birleşerek karşı çıkmamız gerekir. Cumhuriyet, Lozan
bizimdir, birleşerek bu değerlere sahip çıkmalıyız" şeklinde
konuştu.
Dinleyecilere,
"Batının ötekini yaratmaya çalıştığını ve halkı bu şekilde ayrıştırmaya
çalıştığını" anlatan Prof.Manisalı, "Emperyalizmin tuzağına
düşmeyelim, birlik ve beraberliğimizi koruyalım" çağrısında bulundu.
Konferans
sonrası, uzun süre dinleyicilerin sorularını da yanıtlayan Prof.Manisalı "
gelecekle ilgili olarak "Hiçbir zaman umutsuz değilim, çünkü çoğunluk
bizden yana" dedi.

Prof.Dr.Erol Manisalı, 15 Şubat 2009 Pazar günü de dernek lokalimiz
Atatürk Kültür Merkezini ziyaret edip, burada üyeler için düzenlenen söyleşi
toplantısına katıldı ve kitaplarını imzaladı.