Derneğimizin Amacı

Derneğimizin amacı;

Atatürk’ün ilkelerini, devrimlerini, her türlü yeniliğe açık ve sürekli devrimi gerçekleştirecek nitelikteki düşünüş sistemini, devrimlerinin bugünkü sonuçlarını ve yarınlara doğal uzantılarını, yapıtlarını ve toplumsal davranışlarını inceleme ve araştırma konusu yapmak, bunları tehlikeye düşüren gerici adım ve akımlarla, yasalar çerçevesinde düşün savaşımı vermektir.

Başka bir deyişle derneğin amacı; Atatürk’e ve Atatürkçülüğe inananları biraraya getirerk, güç ve enerjilerini birleştirip, dinamik nitelikteki Atatürk devrimleri doğrultusunda ve karşı devrimcilerin, Ulusun düşünce yapısında geriye dönüşe yönelik çaba ve girişimlerden Türk toplumunu korumak için, aydınlatıcı ve uyarıcı hizmetler verebilmelerini gerçekleştirmektir.

 

Bu çalışmalarında dernek, Atatürkçü düşünüşü dolambaçlı yoldan yıpratmak için yaratılan çelişkilerle dolu bir takım uydurma sözde sentezlerle ve yine Atatürkçü düşünceye hiç inanmadığı halde, Atatürk’ün adını kendisine kalkan yaparak, toplum içinde başarı sağlama kalkışımlarıyla olduğu gibi, O’nun ölümlü varlığını putlaştırma doğrultusundaki yozlaştırılmış bir Atatürkçülük anlayışıyla da mücadele edecek, Atatürk’ün ilkelerinin, zihniyetinin, felsefesinin ve devrimlerinin özünü ortaya koyacak ve savunacaktır.

ADD’NİN KURULUŞ NEDENLERİ

 

Atatürk’ün bedensel varlığının aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun  devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadırlar. Bundan daha kötüsü, planlı ve sinsî bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindedirler.

Oysa Atatürk, sadece «bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk ulusunu ve yurdunu, emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük komutan» değildir. O, bunun çok daha ötesinde, örneğin

– Siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;

– Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran;

– Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan «nakil»e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren, «akıl» a dayalı laik düşünce, laik hukuk ve laik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;

– Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının, Sosyal Hukuk Devleti’nin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;

– Yüzyıllarca ikinci sınıf  insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak, yapay esitsizlikleri kaldıran;

– İçten ve dıştan kaynaklanan her türlü sömürüye karşı çıkarak, halkın, yalnız siyasal değil ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;

– Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesini değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;

– Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;

– Misak-ı Millî (Ulusal And) sınırları içinde „Türk’üm“ diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;

– Her yurttaşın eğitimden, öğretimden, bilimden ve sanattan payını almasını,  «fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar» ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;

– Kültür  emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için, yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk Dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan; Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;

– Yurtta barış, Dünyada barış» ilkesi ile, devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;

– Dış politikada dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma ölçütünü ve karşılıklılık kuralını vazgeçilmez ilke yapan;

– Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan; çağdaş Türk Devletinin kurucusudur.

Bu gerçekten hareketle, Atatürk’ün devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inanan bizler merkezi Viyana’da  olmak üzere  «AVUSTURYA  ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’»ni 19 Eylül 1995’te kurup, Wiener Neustadt, Neunkirchen, BregenzWörgl ve Vorarlberg şubelerini de açarak, O’nun devrim ve ilkelerini başta gençlerimize ve çocuklarımıza olmak üzere  tüm yurttaşlarımıza, bulunduğumuz ülke yurttaşlarına ve yabancılara anlatmak, anlattırmak, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni hem sahiplenmek hem de bulunduğumuz ülkelerde temsil edebilmek  ve de Atatürk Devrim ve İlkelerinin gelecekte de ülkemizde egemen olmasına katkıda bulunmayı görev edindik.